Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Tohum, zaman ve toprak…

Zaman çok hızlı akıyor, farkında mısınız? Buraya iki satır yazmayalı ne çok olmuş, günlük hay-huy da vakit nasıl geçiyor anlamıyorum. Şu ara birde üretici olmak için bir parça toprağın peşinde diyar diyar geziyoruz. Bulduğumuz her fırsatta bize ve size yarayacak kurs-toplantı-söyleşi peşindeyiz.

Geçen haftasonu Seferihisar-Gödencik köyündeydik. Ekolojik Üreticiler Derneği ve Karaot Tohum Derneği’nin desteğiyle bir tohum kursu düzenlendi. Üniversitelerden hocalar, halk sağlığı uzmanları, tohum toplayıcılar, köylüler, meraklılar herkes oradaydı. Güneşin altı sıcacık, gölgeleri kış buzu bu köyde günümüz çok güzel geçti, neler öğrendik neler…

Tohum bizim yerel mirasımızdır. Tohumlarımız bizim önemli yerel hazinemizdir ve biz gelecek kuşaklara aktarıyoruz.  Buna sadece tohum gözüyle bakmıyoruz, çünkü bunlar bizim genetik materyalimiz ve bu genetik materyalin ve biyoçeşitliliğin korunması açısından bu miras bizim için önemlidir, Islahçılar için önemlidir. Yerel birçok hibrit çeşitler piyasa sunuldu, bu çeşitlerin yüksek verim, hastalık dayanımı gibi avantajlarının yanında ürünlerde genetik bir daralma meydana getirdi.

Tohum kursunda yapılan konuşmalardan derlediğimiz bilgileri hem burada hem de çeşitli platformlarda paylaşacağız.

Bu koşturmalar sırasında birde kış hasadı yaptık. Karaot köyünden zeytin, zeytinyağı, incir, salça, bal, börülce, ceviz, badem, nar ekşisi ve sabun getirdik. Köylüler bu ürünleri kendi evlerinde ekolojik olarak üretiyorlar, hem derneğe katkıda bulunmak hemde damaklarımızı şenlendirmek için ürünlerinden bir kısmını bize verdiler. Almak isteyenler bana mail atabilirler.

Gelişmelerden daha sık haber vermek sözüyle zamanınız bol, tohumlarımız çeşitli, toprağımız (saksı topraklarınız dahil:) verimli olsun.

Bayram tatiline 1 kala

Bayram tatiline 1 kala, denizin ve güzel Ege’nin kenarındaki üzüm kokulu memleketimin beni çağırdığı şu anda bloğumda bunları paylaşmak istedim, nasıl gireceğimi bile unutmuşum -itiraf-:)
Bu yaz tamamen kendime döndüm. Siyah ve beyaz gölgelerimi keşfettiğim tadı damağımda zamanlar geçirdim.
Bütün yaz sadece işleri aksatmayacak kadar çalıştım, geri kalan zamanda durdum-düşündüm-ödevlerimi yaptım-resimler çizdim. Yazdım….yazdım….Çok iyi geldi.
Yazın hemen öncesinde biz yeni bir eve taşındık, önünde 4 adım genişliğinde bir bahçe:) Biz aslında bu eve bahçesi için taşındık, sonra bahçede çoban salatası yetiştirdik:)

Bahçemizin tadına doyamadım, bahçemizi kışın seraya çevirip ekmeye biçmeye -e tabii- yemelere devam:)
Permakültür hayatımızın içine bahçemizle ile birlikte daha çok girdi, ideal koşullara erişemesek bile tüm organik atıklarımızı komposta çeviriyoruz. Sebze adalarımızın yataklarını yükselttik ve malçladık, tüm yaz boyunca sadece 5 kere suladık. Malçın çok faydasını gördük.
Sonra sevgilim Celil Bayramiç-Yeniköy’deki Ekolojik Mimari kursuna gitti, birlikte yollara düştüğümüz yeni dostlarla tanıştık. Bu dostlar bizim hayaldaşımız oldu:)

Tatlı bayramlar olsun, sevdiklerinizle sıcacık keyifli günler dilerim.

Zeytin ve zeytinyağı hasatı

Yeşil Tabak Toplum Destekli Tarım projesi zeytin hasadı ile hayatımızı tatlandırmaya devam ediyor.

5 Şubat’ta Seferihisar’da katıldığımız Tohum Takası şenliğinde Karaot Köyü’nün doğal zeytin ve zeytinyağlarıyla tanıştık.  Zeytinyağı soranlar çoğalmaya başlayınca kolları sıvadık, tadımlık zeytinyağı ve zeytinleri getirdik.

Tadanlar, test edenler bayıldılar, e o zaman hasatımızın zamanı geldi dedik:)

Baharda dostlarla şehir bahçeleri kuracağız. Evinizin, sitenizin kenarındaki o küçüçük -burada birşey olmaz-dediğiniz toprak parçalarını ekip-biçebilirsiniz. Çöplerden toprak yapacağız, sebze yatakları kuracağız! Hemen kapınızın yanında bir çoban salatası bostanı nasıl olur? Dalından pembe domatesler, salatalıklar, biberler, kenarlara serpiştirilmiş maydonoz ve nane ile…aaaa yeşil soğanları unutmayalım!

E çoban salatası zeytinyağsız yenmez, hatta Ege usulü yaparsanız içinde bir-iki zeytinde çok leziz olur.

Şehir içindeki çoban salatası bostanları için blogta tüm detayları yazacağım, ilham gelir-durmaz, kendinizi bir bostanın tam ortasında iş dönüşü domateslerinizi toplarken bulursunuz, belli mi olur?
Zeytinler çeşit-çeşit, morumsu, etlisi de var, yeşil çizik olanıda. Hepsi yeni kurulmuş, yoğun zeytin kokusu ve keskin tatlılar! Karışık küçük bidonlar hazırlamışlar, içinde defne yaprağı ve dilim limon var…

Zeytinyağı, altın sarısı-yeşile çalıyor.

Şimdiden afiyet olsun-şifa olsun.

Not: Fotoğrafları dostum Fazıl H.Yıldırım çekti, nasıl? Usta eli değdiği belli dimi? Yolunuz düşerse Mısır Apartmanı’na bir uğrayın, Fototrek’te duvarlarda muhteşem fotoğrafları asılı.

Soğuklar bastırdı, burnumuzun ucunu bile dışarı çıkarmak istemiyoruz. Kırmızı ekoseli battaniyenin altına, ayak ucunda kedilerle kıvrılma zamanı. Kış geldi. Nefis kış çorbalarını kaynatma vakti geldi.

İlk önce Esin’nin Bodrum’dan gönderdiği mis kokulu defne yaprakları geldi. Ardından Aziz Nesin Vakfı Çiftliği’ni gezerken bal kabaklarını gördüm, hemen 1 tane kaptım. İkisi birbiriyle buluşmaya can atarken ben sadece ortalığı şenlendirmek için yanlarına iki patates iki tane de havuç ekledim. İşte benim çok lezzetli çorbam ve tarifi:

 

Malzemeler:

  • 1 dilim balkabağı, yaklaşık 1 kg
  • 2 adet patates
  • 2 adet havuç
  • defne yaprağı
  • karabiber, tuz.

Balkabağını, patatesi, havucu bir tencerede yumuşayıncaya kadar kaynatıyoruz. Yumuşayınca altını kapatıp içine iki adet defne yaprağı atıyoruz. Böylece defne yaprağı kaynamadan bütün aromasıyla çorbamıza karışıyor. Yumuşayınca tüm sebzeleri ve sıcak suda yumuşamış defne yaprağını blendırdan geçiriyoruz. Tuz ve karabiber ekleyip servis yapıyoruz, afiyetle içiyoruz.

Denemek isteyenler için hem defne yaprağımız hem de balkabağımız var. Şifa olsun.

Yaşam yeniden; Kompost

Geoff Lawton permakültür konseptinin yaratıcısı 82 yaşındaki Bill Mollison’nın öğrencilerinden ve halen dünyanın sayılı hocalarından biridir. Geoff İstanbul’da ilk defa verdikleri Permakültür Tasarım Kursu’nda komposttan bahsederken  ‘If it has lived, it can live again’ ‘eğer yaşadıysa tekrar yaşayacaktır’ dedi. Bu cümle aslında kompost ile ilgili herşeyi anlatıyor. Kompost demek yeniden yaşam demek…

Kompost yaptıkça –yapmayı denedikçe- Geoff’in kompost ile ilgili tanımını daha iyi anladım. Nelerden kompost yapabilirsiniz? Bir zamanlar yaşamış herşeyden; karides, balık, ölmüş kedi, köpek, kirpi, saçlar (boyalı saçlar dahil), tüm meyve-sebze atıkları kompostlanabilir.

Kompost yanıp yanıp bitmeyen bir ateş gibidir. Ormanı bile yakıp kompost haline getirebiliriz ama hiçbirşey kaybetmeyiz. En önemlisi karbon ve azot oranlarını ayarlamaktır. Doğru oranları tutturduğumuzda yaklaşık 18 günde kompostumuzu hazır hale getirebiliriz.  Aşağıdaki tablolarda kompost yapabileceğiniz bazı maddelerin karbon (C) ve azot (N) içerikleri hakkında örnekler verilmiştir.

Kahverengiler = Yüksek C içerenler C/N
Odun/Kül 25/1
Meyve atıkları 35/1
Yapraklar 60/1
Kağıt 175/1
Talaş 400/1
Yeşiller = Yüksek N C/N
Çim 20/1
Mutfak atıkları 20/1
Gübre 15/1
Yosun 17/1

Kompost için 1/3 oranında azotça zengin malzeme, 2/3 oranında karbon zengin malzeme, kompostlaşma reaksiyonunu hızlandırmak için yeşil ot –taze kesilmiş- ve suya ihtiyacımız var.

Bizim yaptığımız uygulamada bir koyun ahırının hemen dibinde olduğumuz için taze koyun gübresini azot kaynağı olarak, saman karbon kaynağı olarak kullandık. Yeşil ot kaynağı olarakta bahçede büyüyen karalahanaların yenmeyen yapraklarını kullandık.

Kompostun yeterince ısınması için toplam hacminin en az 1 m3 olması gerekmektedir. O yüzden başlarken taban alanı hazırlığında tabanı geniş tutmakta fayda var. Eğer taban yeterince geniş tutulmazsa üst katlar eklendikçe sivriliyor ve devriliyor. Tabanı hazırlarken alttan kompostun iç kısımlarına hava akımını sağlamak için direk toprağın üzerine kompostu karıştırmak yerine kuru yaprak, saman yada küçük ince çalılarla taban hazırlanmalıdır. Biz tabanımız için bol miktarda saman ve kurumuş ot kullandık.

Üzerine gübre ve yeşil ot ekledik. Suladık. Karışımdan bir parça alıp ellerimizin arasında sıkıştırdığımızda bir damla suyun damladı-damlayacak şekilde toplanması gerekiyor. Bizim uygulamamızda koyun gübreleri yeterince ıslak olduğu için çok sulamamıza gerek kalmadı.

 

Komposta eklediğimiz suyu fazla kaçırırsak yeterince ısınmaz ve üzerinde beyazımsı bir tabaka birikir. Eğer az ıslanırsa karışım kompostlaşmanın olması için gereken sıcaklığa ulaşamıyor. O yüzden eklediğimiz su miktarı çok önemli.

Kompostlaşmanın başlaması için tam merkeze karakafes otu, hayvan ölüsü, balık, civanperçemi, ısırgan otu, idrar gibi kompostlaşmayı hızlandırıcı malzemeler eklenebilir.

Son olarak kompostu yağmur gibi dış etkilerden korumak için üstünü bir branda yardımıyla kapatıyoruz. Branda ile kompostumuzun arasına yine kompostun içine hava akımını kolaylaştırmak için ince çalı ve dallar yerleştirebiliriz.

4 gün bekledikten sonra kompost dıştan içe karıştırılır. Bu karıştırma işlemi 6., 8., 10., 12., 14., 16. ve 18. günlerde tekrarlanır.

Sonuçta ortaya kahverengi, bol humuslu, mis kokulu bir toprak çıkar.

Çöp olarak attığımız tüm biyolojik atıklar, gübre, gazete-kağıt atıkları doğanın bünyesindeki dönüştürücüler sayesinde tekrar hayata dönüşür. Doğada hiçbirşey ziyan edilmiyor. Kompost doğadaki bütünselliği, tamamlayıcılığı ve düzeni gözler önüne seriyor. Güneşten alınan tüm enerji toprağa, topraktan alınan tüm enerji tekrar toprağa katılarak enerji kaybetmeden aktarımı sağlanıyor.

Kompost yapmanın bir sürü yolu var. Benim burada size anlattığım metodun adı: Berkley Metodu. Bu metod sayesinde 18 gün gibi kısa bir sürede organik atıklarımız toprağa dönüşür. Evlerimizin, apartmanlarımızın önündeki minicik boşluklarda bile organik atıklarımızı komposta dönüştürebiliriz.

Referanslar:

1)     Bill Mollison & Geoff Lawton, İstanbul Permakültür Tasarım Kursu Notları.

2)     Penny Livingston Stark, Permakültür Çalıştayı Notları.

3)     Permakültür Platormu

Yeni hasat; ballıkara ve badem

Yeni hasatımız ballıkara kuru incir ve badem. Ballıkara kuru inciri ilk defa yedim, nefis bir tadı var, çok tatlı değil, hatta hafif buruk, ekşimtrak, tam sevdiğim gibi…Bademler ise mini mini, sütlüler. Bodrum’dan geldiler. Esin Bodrum’un yerel pazarından bizim için araştırdı, buldu.

Bu iki hasata ek olarak defnemiz ve bergamutumuzda var.  Defne dağlardan toplanacak, bizim için kurutulacak. Bergamut ile beni İrem (sineksekiz) tanıştırdı. İrem bergamutun kabuğunu incecik soydu, çayımızın içerisine karıştırdik, bütün evi enfes bir koku sardı…

Bodrum’un o nefis güneşinde, tatlı sert esintisinde büyümüş bu hasatlar için sipariş toplamaya başladık.   Haberiniz olaaaa!

Yeşil Tabak yayında!

Toplum Destekli Tarım projesi  hayata geçiyor. İsim annesi: Selver. O önerdi, bizim içimize sindi. Aydın’dan gelen kuru incir hasadıyla açılışı yaptık. Doğal ürünlerle küçük çiftçileri destekleyen hasatlara deva ediyoruz. Blog çalışmalarımız yeni başladı, İrem’in şahane dokunuşuyla logoyuda hazırladık. İşe koyulduk.

Amacımız kırsalda ilaçsız, suni gübresiz bitkisel tarım yapanlarla şehirde suni gübre ve ilaçlara boğulmuş sağlıksız gıdalarla beslenenleri buluşturmak. Aracıları ortadan kaldırarak gözlerinin içine bakabileceğiniz yakınlıktaki insanlardan -tek elden- gıda almak. Geleneksel yöntemle üretime destek vermek ve küçük işletmelere ekonomik katkıda bulunarak refah seviyelerini yükseltmek.

Kaynak arayışlarımız hala devam ediyor. Şu anda hareketimize destek veren kaynaklar İzmit ve çevresinde organik üretim yapan küçük bahçeler. İlki Laveranda Verde‘nin organik bahçesi. İzmit’in Arslanlı köyünde. Sahibi Mehmet Ak Türkiye’nin ilk çiğ yemek restoranını açtı ve işletmeye başladı. Harika yemekleri var. Yolu düşen herkese tavsiye ediyoruz.

Yine İzmit’in Bahçecik Köyü’nden Nazmiye’nin bahçeside hasatlarımıza destek veriyor.

Meyve Mirası proje ekibinden Esin’nin desteğiyle yine Bodrum’dan hem meyve hemde yerel pazarlardan şahane ürünlerle unutulmaz hasatlar yaptık.
Kuracağımız yeni mail grubu ile hareketimizi yaygınlaştırıyoruz. Ne kadar çok kişi bizi desteklerse ve bu hareketin bir parçası olursa o kadar yaygınlaşırız ve kendi şehir çiftliklerimizi kurabiliriz, sağlıklı gıdalara erişimimiz kolaylaşır.

Ürünümüz oldukça sizlere mail ile bilgi geçiyorum, siparişleri topluyorum ve dağıtıyoruz. Yakın olduklarıma, yol üstündekilere elden, uzaktakilere kargo ile dağıtım yapıyoruz. Toplu alım yaptığımız için kargo ücretimiz düşüyor, aradaki aracıları kaldırdığımız için fiyatlar oldukça uygun hale geliyor. Doğal ürünlere ulaşabilirliğimiz artıyor!

Doğal, sağlıklı, lezzetli ürünlerle beslenmek ve çocuklarımızı beslemek hakkımız. Ancak birlik olarak ve birlikte olarak bu hareketi yaygınlaştırabiliriz.